Türk müziğinin gizli sandukası

Harun Karaburç

Prof. Dr. Nilgün Doğrusöz’ün editörlüğünü yaptığı ‘Rauf Yekta Bey’in Musiki Antikaları’, Türk müzikolojisinin önde gelen ismi Rauf Yekta’nın ardında bıraktığı kültürel mirasın izlerini taşıyor. Doğrusöz, “Türk müziği tarihi yazımının tamamlanabilmesi için Rauf Yekta’nın tüm çalışmalarına vakıf olmamız lazım. O dönemi ve öncesini aydınlatacak eserler onun arşivinde” diyor.

La Musique’de yazdığı ve daha sonra Orhan Nasuhioğlu tarafından Fransızcadan Türkçeye çevrilen ‘Türk Müziği’ maddesi, Darülelhan Tasnif ve Tespit Heyeti’nde bulunuşu, yaptığı kıymetli yayınlar, Hoca Zekai Dede Efendi, Hoca Abdülkadir-i Meragi ve Dede Efendi biyografilerine yer verdiği Esatiz-i Elhan, Mesut Cemil’le gittikleri Kahire Kongresi’ndeki temsilciliği ve bugün 26 sandıkta muhafaza edilen muazzam koleksiyonu ile Rauf Yekta Türk müziğinin mihenk taşı. İşte Prof. Dr. Nilgün Doğrusöz’ün hazırladığı ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından yayımlanan ‘Rauf Yekta Bey’in Musiki Antikaları’ adlı kitap Türk müzikolojisinin önde gelen ismi Rauf Yekta’nın ardında bıraktığı kültürel mirasın izlerini taşıyor.

Nilgün Doğrusöz

1871- 1935 yılları arasında yaşamış Rauf Yekta arşivinin çok kıymetli olduğunu söyleyen Nilgün Doğrusöz, “Bizim kitabımız aslında buz dağının görünen kısmı. Tamamı yayınlanınca Türk müziğinin rotasını değiştirecek bilgiler çıkabilir. Rauf Yekta’nın 15. yüzyıl ile ilgili yaptığı çalışmalar var, biz o dönemin yazmalarını yeni yeni çalışıyoruz. Çünkü ülkemizde müzikolojinin geçmişi o kadar eskilere uzanmıyor. Mesela Nâyî Osman Dede’nin Nota-i Türkî adlı el yazmasının günümüz nota sistemine çevrilmesi lazım. Çünkü 17. yüzyıl Türk müziği üzerine önemli verile sunacağını düşünüyorum. Türk müziği tarihimizin tamamlanması ve Rauf Yekta dönemini anlayıp yazabilmemiz, kişinin tüm çalışmalarına vakıf olmamız lazım. O dönemi aydınlatacak eserler onun arşivinde” diyor.

26 SANDIK VAR

Rauf Yekta Bey’in arşivinde yer alan yazmaların büyük bir bölümünün daha önce kimseler tarafından görülmediğini ve 83 yıldır ailenin bunları çok iyi muhafaza ettiğini belirten Doğrusöz, bu arşivle nasıl tanıştığını ve nasıl bir çalışma yaptıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Bu koleksiyon ile Nâyi Osman Dede’nin Defteri ve Kevseri Mecmuası’nı görmek istediğim zaman tanıştım. Bu arşivin büyük bir bölümü 26 sandıkta küçük torun Cem Yektay’ın evinde bulunuyor. Büyük kitaplar ise bankada özel bir kasada tutuluyor. Bu kitapları sadece iki kez görebildik. Bankadan geldi ve Cem Yektay’ın nezaretinde sayfaların fotoğraflarını çektik. Çok hızlı bir şekilde tasnifini yaptık. Sonra tekrar bankaya götürüldüler. Bu kitabı sadece bir katalog gibi değil müzik bilimcinin de işine yarasın diye titizlikle çalışmaya gayret ettik.”

Derleme - Urfa

YAZMALAR İLK KEZ ORTAYA ÇIKTI

Rauf Yekta Bey’in Musiki Antikaları, içinde gerçek bir hazineyi barındırıyor. Birinci bölümde el koleksiyondan seçilip tanıtılan 51 adet el yazması mevcut. Bu yazmaların büyük bir bölümü müzik teorisi hakkında. Burada bulunan el yazmaların Rauf Yekta Bey’in Türk musikisi nazariyatını bilimsel bir zemine oturtabilmek gayretinin ürünü olduğunu vburgulayan Doğrusöz el yazmalardan birkaç örnek veriyor: “Kevserî Mecmuası’nı ilk kez renklisini bu kitapta görüyoruz. Bir sürü detay o siyah beyaz mikrofilmde görülmüyor. Kavl-i Itrî diye geçen bir yazma var daha önce hiç görülmemiş. Bu yazma çok ilgi çekici olacak. Süleyman Çelebi’nin Mevlîd-i Şerîf, İbni Sînâ’nın Kitâbü’ş- Şifâ, Abdülkadir-i Merâgî’ye ait Câmi’ü’l- Elhân Tercümesi, Ahmed oğlu Şükrullah Risâle min İlmi’l- Edvâr, Kâşânî’ye ait Kenzu’t- Tuhaf” İkinci bölümde nota defterlerini ayrılmış. Üçüncü bölümde nadir basma kitaplar yer alırken, dördüncü bölümde belgeler, beşinci bölümde ise fotoğraflar yer alıyor.

Kahire Kongresi

TÜRK MÜZİĞİNİN İLK TEMSİLİ

Rauf Yekta’nın Müzik teorisyeni Albert Lavignac’ın kurucusu olduğu Musiki Ansiklopedisi ve Konservatuvar Lügati isimli ansiklopedide yazdığı Türk Müziği maddesinin uluslararası ilk Türk müziği temsiliyeti ve monografisi olduğunu kaydeden Doğrusöz, “Avrupalılara onların dilinden konuşmaya gayret ediyor. Aslında Türk müziğinin ne kadar farklı ve renkli olduğunu anlatma gayreti içinde. Bunu başardığını da düşünüyorum. Kendini sosyolog olarak da tanımlıyor. Burada kendi meslektaşları arasında pek anlaşılmıyor. Cumhuriyet döneminde halk müziği ve sanat müziği diye suni bir ayrım başlıyor. Türk müziği için ‘Bu bir Bizans, Fars, Arap artığı’ diyenler var. Dönemin diğer tartışmaları: ‘Pentatonik müzik midir? Heptotonik midir?’, ‘Türk müziğinin temeli nereye dayanır?’ Özellikle bu müziğin eğitiminin yasaklanması, Darülelhan’ın tasnif heyetine dönüştüğü dönemlerde Rauf Yekta halk müzikçiler tarafından biraz yalnız bırakılıyor” diyor.

MİLLİ MUSİKİMİZ BUDUR

“Tüm bunların yanı sıra Rauf Yekta halk müziğini savunanlar tarafından da ciddi eleştirilere maruz kalıyor. Bu eleştirilerin neticesinde de Tasnif ve Tespit Heyeti’yle beraber Anadolu halk müziği araştırmalarına katılıyor. Hatta Mukaddime yazıyor milli musikimiz budur diye. Bunun gerekli oldunu tespit edilmesi gerektiğini söylüyor” diye sözlerine devam eden Doğrusöz, o dönem Türk müziği ile ilgili şöyle eleştiriler olduğunu anlatıyor: “Türk müziği kendi vatanında himayesiz bırakılıyor. Müzelik bir müzik, eğitimi yapılmasına gerek yok, bizim müziğimiz değil deniyor. Buna itiraz etmemek mümkün mü? Bu müziği bu kadar iyi bilen, ilmi yönünü araştırıp ortaya çıkaran Rauf Yekta için çok üzücü bir durum bu.”

BUNDAN SONRA NE OLACAK

Nilgün Doğrusöz, Rauf Yekta Bey arşivinin bundan sonraki akıbeti için endişeleniyor. Bugüne kadar büyük titizlikle korunan kütüphanenin çok büyük bir sorumluluk olduğunu söyleyen Doğrusöz, “Şu an Cem Yektay çok rahatsız. ALS hastası ve yoğun bakımda. Bu kitabı onun görmesini çok arzu etmiştim. Gördü ama konuşamadık, çünkü hastalığı çok ilerledi. Bu kütüphanenin dağılmaması gerekiyor. Arzu edeceğim son şey bu olur. Tabi ki bir devlet kurumunda olması ne güzel olur” diyor ve destek bekliyor.

Enstitüye dönüşmek istiyoruz

Prof. Dr. Nilgün Doğrusöz, Osmanlı Türkçesi müzik eserlerinin transkripsiyonu, sadeleştirilmesi, özel koleksiyonların tespit ve tasnifi, tıpkıbasım ve edisyon kritik yapmak amacıyla 2014’te İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı bünyesinde Osmanlı/ Türk Müziği Araştırmaları Grubu’nu kuruyor. Bu grupla daha önce dönemin bir diğer önemli şahsiyeti Ali Rifat Çağatay’ı çalışan Doğrusöz’ün ekibinde Süleymaniye Kütüphanesi’nde uzman yardımcısı Volkan Kaya, İTÜ Müzikoloji bölümü öğretim görevlisi Dilhan Yavuz, Doğrusöz’ün doktora öğrencisi ve araştırma görevlisi Duygu Taşdelen ve yüksek lisans öğrencisi Salih Demirtaş yer alıyor. Gruba destek veren diğer isimler ise yine Doğrusöz’ün öğrencilerinden Demet Kır, Ani Arsu, emekli öğretim görevlisi Mustafa Erkan ve Galatasaray Üniversitesinden öğretim üyesi Ali Ergur.

Rauf Yekta’dan Atatürk’e mektup

Atatürk'e mektup

Rauf Yekta Bey’in Musiki Antikaları kitabında Türk müziği eğitiminin Darülelhan’dan kaldırılması üzerine bu karardan vazgeçilmesi için Mustafa Kemal Atatürk’e gönderilmek üzere Rauf Yekta tarafından yazılan mektubun müsveddesi de yer alıyor. Mektupta şöyle yazıyor: “Türk milletinin yetiştirdiği Farabi ve İbn Sina gibi hükema tarafından nazari temelleri kurulan ve garbın vakıf-ı ahval musiki alimleri nezninde ciddi bir kıymet-i ilmiye ve tarihiyesi oaln Türk musikisinin Darülelhan’da tedris edilmemesi hakkında mahza şahsi ihtiraslar sevkiyle Sanayi-i Nefise Encümeni’nce verilen kararın beynelmilel musiki tarihlerinde şiddete tenkit edilecek bir hadise olacağını kemal-i ihlas ile temin eder ve Maarif Vekaleti’nce mevki-i icraya konulmaması için her hususta milletimize doğru yolu gösteren büyük ve mukaddes Gazi’mizin atebe-i şevketine ilticaya mecburiyet gördüğümüzü arz ile beraber bu hususta şerefsâdır olacak irade-i celileleriyle kuve-i maneviyetleri kırılmış olan muallim ve talebe kullarının ihya ve tebşir buyurulmasını bilhassa istirhama mücaseret eyleriz, ferman.”

Yeni Şafak Pazar, 21.10.2018